İş arama sürecinde geçen birkaç ay boyunca, TikTok ve Instagram’dan elimi çektim. LinkedIn’e ise tamamen farklı bir amaçla yöneldim: eğlenceden çok, maaş getirebilecek fırsatları araştırmaya başladım. Birkaç hafta önceyse arama sürecini askıya alıp, daha hafif bir platforma geçmek için Threads’e yöneldim. Aradığımı bulamadım.

Tam tersine, dikkatimi çeken bir iş ilanıyla karşılaştım. Bu ilan, tüm yanlış nedenlerle trend olmuştu. Charlotte merkezli bir bebek ürünleri perakendecisi, uzaktan tam zamanlı bir yaratıcı stratejist arıyordu. İçerik, markalaşma ve sosyal medya üçgeninde yer alan bu pozisyon, ‘durup düşünmek değil, harekete geçmek’ gerektiriyordu. Görev tanımı oldukça iddialıydı: ‘İnsanların durup satın almasını sağlayacak içgörülere sahip olmak.’

Ancak ilanın silindiği şu anda bile, teklifin ücreti akıllarda soru işaretleri bırakıyor: 55 bin dolar. Evet, sadece 55 bin Amerikan doları. Orta ve kıdemli seviye bir pazarlama pozisyonu için.

Threads platformunda bu teklif, yoğun tepkilere yol açtı. Bazıları ilanı yayınlayan kişiyi—ki o da siyahi bir kadın—sömürücü olmakla suçlarken, diğerleri ücretin bazı bölgeler için adil olduğunu savundu. Eski bir meslektaşım ise startup sahibine, bu rolü kısmi zamanlı veya serbest çalışan olarak yeniden yapılandırmasını önerdi. Tabii ki, mizah da eksik olmadı: ‘Kongre, yaratıcı stratejist arıyor çünkü mevcut işlerini yapmak istemiyor gibi görünüyorlar’ gibi alaycı paylaşımlar dolaşıma girdi.

Bu durumda, bir siyahi kadının hedef alınmasını izlemekten rahatsız oldum. Özellikle de büyük şirketlerin çalışanlara, Facebook Pazar Yeri pazarlıklarından bile daha düşük ücretler teklif ettiği bir dönemde. Ancak o kadın, duruşundan vazgeçmedi. Yüksek lisans derecesinden sonra aynı maaşı aldığını ve birçok kişinin bu teklifi yan haklarla birlikte memnuniyetle kabul edeceğini, hatta kariyerinde ilerleme fırsatı bulacağını söyledi. Gelen olumlu mesajların ardından, olumsuz yorumlara maruz kalanları da ‘devam edin, kaydırın’ diyerek yanıtladı.

Procratine etmekten vazgeçip, düşündüğümdeyse aylar süren iş arama sürecimdeki gerçekleri fark ettim. Altı aydan uzun süredir tam zamanlı bir işim yok. Acaba biraz daha az gülerek, özgeçmişimi bu işverenin DM’lerine göndermek için mi düzenlemeliyim? Eskiden yarı maaşla bile kabul etmeyeceğim bir teklifi şimdi ciddi ciddi düşünmeli miyim? İş arama sürecim bu noktaya mı geldi?

Geçen yılın bu zamanlarında, böyle bir teklifi aklıma bile getirmezdim. Sadece başımı sallar, belki bir grup sohbetine gönderir ve yoluma devam ederdim. Ancak iş aramanın 8. haftasından 20. haftasına kadar geçen süreçte, ‘olmazsa olmaz’ kriterlerim bulanıklaşmaya başladı. Faturasını ödemek, buzdolabını doldurmak derken, standartlarımızı bilinçsizce düşürmeye başlıyoruz. Bu, bilinçli bir karar değil. Oturup ‘standartlarımı düşüreceğim’ diye karar vermiyoruz. Sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz.