Washington’da alışılmadık bir durum yaşanıyor. Özel sermaye ve piyasa disiplini konusunda kariyerlerini şekillendiren yatırımcılar ile girişimcilerden oluşan bir nesil, Trump yönetimine katılarak, başkalarının parası olan yüz milyarlarca doları yönetme sorumluluğunu üstleniyor.

Bu isimler, stratejik yatırımlar yaptıklarını, hesap verebilirliği ve iş dünyasının katı kurallarını uyguladıklarını iddia ediyor. Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in gümrük tarifeleri ve endüstriyel politikalarla Amerikan ekonomisini yeniden şekillendirebileceğine inanması, eski Ticaret Bakanlığı yetkilisi Michael Grimes’in Meta, Uber ve Airbnb’nin halka arzlarını yönetmiş olması ve geçen yıl federal bir "risk sermayesi kolu" kurması, ya da Başkan Donald Trump’ın önerdiği ABD egemen servet fonu gibi girişimler, piyasa ilkelerinin reddedildiğini gösteriyor.

Bu planların hepsi, ekonomiye zarar verecek nitelikte. Temel varsayım, uzman iş insanları tarafından yönetilen bir hükümetin ekonomiyi kusursuzca yönlendirebileceği yönünde. Teknoloji yatırımcısı ve risk sermayedarı Joe Lonsdale’in podcast’inde konuk ettiği yeni ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu (DFC) CEO’su Ben Black, denetimi altında bulunan 205 milyar dolarlık bütçeyi, "ABD’nin stratejik çıkarlarına yatırım yapmak, yeni pazarlar oluşturmak ve vergi mükelleflerine gerçek getiri sağlamak" için kullanacağını açıkladı.

Bu iyimserlik takdire şayan olsa da, özel piyasaların nasıl işlediğine dair temel bir yanlış anlamayı yansıtıyor. Devlet, yeteneksiz yöneticiler tarafından yönetilen bir şirket değildir. Tersine, piyasa koşullarına bağlı olmayan farklı bir kurumdur.

Özel Sektörün Piyasa İşaretleri, Devletin Yok

Özel sektörde, rekabet tarafından belirlenen fiyatlar, karlar ve zararlar, hangi yatırımların işe yaradığını ve hangilerinin başarısız olduğunu net bir şekilde ortaya koyar. Bu sinyaller acımasızdır ve sonuçlar hızlıdır. İyi yatırımlar ödüllendirilirken, kötüler cezalandırılır. Hesap verme sorumluluğu kişiseldir.

Devlet ise tamamen farklı teşviklere, kısıtlamalara ve geri bildirim mekanizmalarına sahiptir. Özel sektörden alınan bilgi ve hırs, siyasi karar alma süreçlerinin işlevsiz özelliklerini değiştirmez. Devletin kararlarını yönlendirecek arz-talep temelli fiyatları yoktur. Stratejik yatırımlar için kar sinyalleri bulunmaz ve kötü kararları cezalandıracak bir zarar mekanizması yoktur.

Bir devlet kurumu yanlış bir projeye destek verdiğinde, kimsenin işini kaybetmesi ya da maaşının kesilmesi beklenmez. Bir egemen servet fonu kötü bir bahse girerse, fatura hiçbir söz hakkı olmayan vergi mükellefleri tarafından ödenir. Lutnick, Black ve Ticaret Bakanlığı ya da DFC gibi kurumlarda görev alan diğer girişimciler, kariyerlerini kötü kararların sonuçlarına katlanmak zorunda kaldıkları bir ortamda inşa ettiler. Şimdiyse, sonuçlardan izole edilmiş bir sistemde çalışıyorlar. Farkında olmasalar da, onları etkili kılan piyasa teşvikleri devre dışı bırakılmış durumda.

Değer Yaratmak Yerine Kaynakları Yanlış Kullanmak

Bu durum özellikle hayal kırıklığı yaratıcı çünkü bu isimler hükümetin sınırlamalarının farkında değiller. Trump yönetimindeki eski teknoloji yatırımcıları ve girişimciler, Washington’a tam da hükümetin nasıl değer yıkıma uğrattığını, kaynakları yanlış dağıttığını ve özel yeniliği nasıl engellediğini bildikleri için geldiler. Düzenlemelerin gevşetilmesini desteklediler.

Kaynak: Reason