ABD Yüksek Mahkemesi Yargıtay Üyesi Samuel Alito, ABD Beşinci Daire Temyiz Mahkemesi’nin mifepriston adlı kürtaj ilacının tele-tıp yoluyla reçete edilmesini durdurma kararını askıya alan idari duruşmayı bugün uzattı.

Yeni son tarih Perşembe olarak belirlendi. Bu tarih aynı zamanda Mahkemenin, görüşülmüş davalarda bir ya da daha fazla karar açıklayacağı tarih olarak da öngörülüyor.

Uzatmanın nedenleri neler? Yargıtay üyelerinin, duruşma taleplerine ilişkin kararlarını netleştirmek için ek süreye ihtiyaç duyması muhtemel. Bu süreçte iki olası yol izlenebilir:

  • Mahkeme, duruşma taleplerini ya kabul ya da reddedebilir ve bir ya da daha fazla yargıç görüş yayımlayabilir.
  • Beşinci Daire’nin kararının, Dokuzuncu Daire’nin yaklaşımıyla çelişki yarattığı gerekçesiyle, Mahkeme, certiorari (dava öncesi inceleme talebi) verebilir ve konuya doğrudan bakabilir.

FDA’nın sessiz kalması süreci karmaşıklaştırıyor

Bu duruşma taleplerinin değerlendirilmesini zorlaştıran önemli bir faktör de Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) Mahkeme’ye herhangi bir belge sunmamış olmasıdır. Normal şartlarda federal hükümet, alt mahkemenin federal bir eylemi engelleyen kararına müdahale edilmesi için Mahkeme’den yardım talep eden taraf olur.

Mahkeme, federal eylemleri engelleyen kararların federal hükümete telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğini varsayar ve bu zararlar, olağanüstü tedbirler için önemli bir değerlendirme kriteridir. Ancak burada FDA (ya da daha doğrusu, Başsavcı) sessiz kalmayı tercih etmiş, bu da federal hükümetin Beşinci Daire’nin kararından fazla endişe duymadığını gösteriyor.

Bu durum, yargıçların kalan denge unsurlarını değerlendirirken herhangi bir ağırlığın lehine olmaması anlamına geliyor. Yargıçların, hangi tarafın esas meselede galip geleceğine dair tahminleri, nihayetinde bir duruşmanın kabul edilmesine yol açabilir. Bu, yargıçların certiorari verme kararı almasından bağımsızdır.

Louisiana’nın durumu zayıf iddialara dayanıyor

Louisiana’nın, Üçüncü Madde (Article III) duruşma yetkisi iddiaları, yüzeysel olarak mantıklı görünse de detaylı incelendiğinde zayıf kalıyor. Louisiana’nın ileri sürdüğü zararların, FDA’nın mifepristonun tele-tıp yoluyla reçete edilmesine izin verme kararına doğrudan bağlı olup olmadığı belirsiz. Ayrıca, 2021 düzenlemesinin engellenmesinin, iddia edilen zararları giderecek anlamlı bir çözüm sunup sunmayacağı da şüpheli.

Bazılarına göre bu durum, ilaç onaylarına ya da düzenleyici gevşetmelere karşı dava açmak için kimsenin duruşma yetkisine sahip olmadığı anlamına gelebilir. Ancak bu eleştiri, Mahkemenin son yıllarda eyaletlerin duruşma yetkisi iddialarını yeterince denetlemediği yönündeki argümana dönüşebilir. Bu durum, certiorari verilerek eyaletlerin duruşma yetkisine yönelik "özel ilginin" sona erdirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Aslında, yargıçların acil durum dosyalarında olağanüstü tedbir taleplerini azaltmak istiyorlarsa, eyaletlerin duruşma yetkisini sınırlandırmak (zorunlu ancak yeterli olmayan bir adım) olacaktır.

"Gölge dava" tartışmaları yeniden alevlendi

Bu süreçte, Mahkemenin "gölge dava" olarak adlandırılan olağanüstü tedbir süreçlerine yaklaşımı da yeniden tartışma konusu oldu. Eleştirmenler, bir yandan Beşinci Daire’nin kararını derhal engelleyecek bir emir çıkmasını isterken, diğer yandan yargıçların kararlarını gerekçelendirmesini talep ediyorlar. Ancak bu gerekçelendirme süreci, görüşlerin hazırlanmasını gerektiriyor ve süreyi uzatıyor.

Kaynak: Reason