ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz yıl yeniden göreve gelmesinden bu yana kritik mineraller alanında yoğun bir şekilde yürütülen politikalar açıkladı. Bu adımlar, büyük bir tantana ile sunulsa da aslında çoğu politika, geçmişteki Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimlerin önerilerine dayanıyor.

Ancak Kongre'deki Demokratlar, bu konuda savunmada kalmayı tercih ediyor. Örneğin, Temsilciler Meclisi Doğal Kaynaklar Komitesi'nde yapılan bir oturumda, Washington temsilcisi Yassamin Ansari, stratejik mineraller rezervi öneren SECURE Minerals Act'ı 'yolsuzluk ve suiistimal için uygun bir çerçeve' olarak nitelendirdi. Oysa tasarı, güçlü denetim mekanizmaları içeriyor: Yönetim kurulu üyelerinin Senato onayı, bağımsız denetimler, kamuoyu takibi ve yıllık Kongre raporlaması gibi koruyucu önlemler bulunuyor.

Benzer şekilde, Eximbank'ın yeniden yetkilendirilmesi görüşmelerinde, Kaliforniya temsilcisi Maxine Waters, Trump'ın Afrika ülkeleriyle mineral üretimi konusunda temaslarını sorgulayarak, 'Başkan ne yapıyor?' diye sordu. Eximbank Başkanı ise bankanın Afrika'daki faaliyetlerine dair yasal yetkilerini hatırlattı.

Her iki durumda da Demokratların, Trump yönetimine ve Cumhuriyetçilere olan güvensizliği, ABD'nin kritik mineral tedarik zincirini güçlendirme hedefini gölgede bırakıyor. ABD ekonomik rekabetçiliğini artırmak ve temiz teknoloji sektörünü geliştirmek isteyen Demokratlar, gerçekçi politika üretmek yerine partizan duruş sergilemekten kaçınmalı.

Trump'ın görev süresi dolana kadar beklemek de ABD için büyük bir risk oluşturuyor. Demokratların, partilerinin geleneksel duruşuna aykırı da olsa, bazı konularda esnek davranması gerekiyor.

Yeni Madenlere İhtiyaç Var

İlk olarak, ABD ve dünya genelinde yeni maden üretimine ihtiyaç duyuluyor. Bu da sadece geri dönüşüm, yeniden madencilik ve ikame yerine, yeni kritik mineraller projelerine destek ve düzenleyici reformlar gerektiriyor.

İkinci olarak, ABD'de ve demokratik yönetimlere sahip müttefik ülkelerdeki madencilik projeleri, mevcut üretim yöntemlerine kıyasla daha yüksek çevresel ve sosyal standartlar sunuyor.

Teksas temsilcisi Christian Menefee'nin bir oturumda sorduğu soru, mineraller politikasının ne kadar dar kapsamlı olabileceğine dair ipuçları veriyor: 'Yeni bir maden açmadan önce yan ürün kurtarma ilk hedef olmalı mı?'

Son dönemde savunuculuk örgütleri ve akademisyenler, mevcut madenlerin yeterli minerali ürettiğini ve yan ürün kurtarmanın öncelikli olması gerektiğini savunuyor. Ancak bu analizler, teorik potansiyeli değil, teknik uygulanabilirliği göz ardı ediyor. Gerçekçi kurtarma oranları istisna olacak.

Örneğin, bakır-altın yataklarından lityum elde etme çabaları, 20 ppm (milyonda parça) gibi düşük konsantrasyonlarla karşılaşırken, ABD'de geliştirilen lityum madenlerinde bu oran 850-2.000 ppm arasında değişiyor. Kobalt için ise Jervois Idaho Kobalt madeninde 2.400 ppm konsantrasyonuna karşılık, Alaska'daki Red Dog çinko madeninde sadece 39-149 ppm bulunuyor.

Bu veriler, yeni madenlere yatırım yapmanın ve yerel üretimi desteklemenin önemini ortaya koyuyor. Demokratların, partizan duruş yerine ABD'nin mineral bağımsızlığını sağlamak için somut adımlar atması gerekiyor.