Yüksek Mahkeme'den Seçme Hakkı Yasası'na Darbe

ABD Yüksek Mahkemesi, dünkü oturumunda Seçme Hakkı Yasası'nın (Voting Rights Act) geleceğini belirleyecek iki önemli karara imza attı. Partizan hatlar boyunca bölünen Mahkeme, Louisiana'daki seçim bölgesi düzenlemesinde ırk temelli ayırımcılığa ilişkin yorumunu değiştirirken, dini bir yardım kuruluşuna yönelik verilen celpnameyi de anayasal özgürlükler açısından yeniden değerlendirdi.

Louisiana Seçim Haritası Tartışması: Irk Temelli Ayrımcılık mı, Adil Temsil mi?

Louisiana v. Callais davasında, 6'a karşı 3 oyla alınan kararda Yüksek Mahkeme, Louisiana eyaletinin yeni oluşturduğu çoğunlukla siyahi seçmenlerden oluşan kongre bölgesini anayasaya aykırı bularak iptal etti. Bu karar, 2022 yılında eyaletin seçim haritasını ırk temelli ayrımcılık yapmakla suçlayan bir grup seçmenin açtığı dava sonrasında ortaya çıktı.

Federal yargıç, Louisiana'nın seçim haritasını Voting Rights Act'ın ırk ayrımcılığına karşı yasaklarını ihlal ettiğine hükmedince, eyalet çoğunlukla siyahi bir bölge ekleyerek haritayı revize etti. Ancak bu kez de farklı bir grup seçmen, yeni oluşturulan bu bölgenin ırk temelli bir seçim hilesi olduğunu iddia ederek dava açtı.

Yargıç Samuel Alito'nun çoğunluk görüşünde belirttiğine göre, ilk federal yargıcın 2022'deki kararı, Voting Rights Act'ın yanlış yorumlanmasına dayanıyordu. Alito, yasanın ancak eyaletlerin seçim bölgelerini ırk temelinde ayırarak azınlık seçmenlerin temsil olanaklarını kasıtlı olarak azalttığına dair güçlü kanıtlar bulunduğunda devreye girmesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme, Louisiana'nın 2022'deki seçim haritasının ırk ayrımcılığına yol açtığına dair yeterli kanıt bulunmadığına karar verdi.

Yargıç Elena Kagan'ın karşı oyunda ise farklı bir bakış açısı sunuldu. Kagan, Kongre'nin On Beşinci Değişiklik uyarınca seçme hakkını koruma yetkisini kullanarak, eyaletlerin ırk nötr gerekçelerle dahi azınlık seçmenlerin temsilini zayıflatıcı uygulamalarını yasaklayabileceğini savundu. Kagan'a göre, bazı durumlarda ırk nötr uygulamalar bile kasıtlı ırk ayrımcılığını sürdürebilir.

Alito'nun görüşünün kabul edilmesiyle birlikte, Voting Rights Act artık seçim bölgesi düzenlemelerinde çok daha sınırlı bir rol oynayacak. Bu karar, gelecekteki benzer davalarda ırk temelli ayrımcılığın tespit edilmesini oldukça zorlaştıracak.

Dini Yardım Kuruluşuna Verilen Celpname: Bağışçıların Gizliliği ve Anayasal Haklar

First Choice Women's Resource Centers v. Davenport davasında Yüksek Mahkeme, New Jersey Başsavcılığı tarafından dini bir yardım kuruluşuna gönderilen celpnameye ilişkin önemli bir karar aldı. 2023 yılında New Jersey Başsavcısı Matthew Platkin'in ofisi, kürtaj karşıtı gebelik danışmanlığı hizmeti veren dini bir yardım kuruluşu olan First Choice Women's Resource Centers'a, finansal bağışçıların kimliklerini açıklaması için celpname gönderdi.

First Choice, bu celpnamenin bağışçıları korkutarak Birinci Değişiklik kapsamındaki örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia ederek federal mahkemeye başvurdu. Ancak federal bölge mahkemesi, celpnamenin hukuki bir zarar oluşturmadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Mahkeme, First Choice'in dava açmak için gerekli hukuki dayanağa sahip olmadığına hükmetti.

Yüksek Mahkeme ise dünkü kararında bu görüşe katılmadı. Yargıç Neil Gorsuch'un yazdığı çoğunluk görüşünde, hukuki zararın sadece fiziksel ya da parasal kayıplarla sınırlı olmadığı belirtildi. Gorsuch, "Bir zararın varlığı, sadece somut bir zararla sınırlı değildir; örgütlenme özgürlüğünün ihlal edilmesi de hukuki bir zarar olarak kabul edilmelidir" ifadesini kullandı. Karar, dini ve siyasi grupların gizlilik haklarını koruma açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kararların Toplumsal ve Siyasal Etkileri

Yüksek Mahkeme'nin dünkü kararları, hem seçim adaleti hem de anayasal haklar açısından geniş yankı uyandıracak nitelikte. Louisiana'daki seçim bölgesi düzenlemesine ilişkin karar, azınlık temsilinin geleceğini doğrudan etkilerken, dini yardım kuruluşlarına yönelik celpname kararı da sivil toplum örgütlerinin gizlilik haklarını güçlendirecek.

Uzmanlar, bu kararların özellikle seçim hukuku ve ifade özgürlüğü alanlarında yeni hukuki tartışmalara yol açacağını belirtiyor. Seçme Hakkı Yasası'nın daraltılması, azınlık topluluklarının siyasi temsil olanaklarını azaltırken, dini ve siyasi grupların gizlilik haklarının güçlenmesi ise sivil toplumun özerkliğini artırabilir.

Yasal uzmanlar, bu kararların uygulama alanlarının genişleyeceğini ve gelecekte benzer davaların Yüksek Mahkeme'ye taşınacağını öngörüyor. Bu nedenle, hem siyasetçiler hem de sivil toplum örgütleri, kararların sonuçlarını yakından takip etmek zorunda kalacak.

Kaynak: Reason