Kuzey Amerika’nın en yoğun banliyö tren sistemi olan Long Island Rail Road (LIRR), sendikalaşmış çalışanlarla yapılan yeni sözleşme görüşmelerinde anlaşmazlık nedeniyle kapanma riskiyle karşı karşıya. New York’un doğusundaki banliyöleri hizmet veren sistem, 7 bin çalışanıyla kritik bir dönemden geçiyor.

ABD’nin en yoğun banliyö tren sistemi olan LIRR, lokomotif mühendisleri, makinistler, sinyalciler ve diğer tren çalışanlarını temsil eden sendikalarla aylardır süren görüşmelerde anlaşmazlık yaşıyor. Eylül ayında Donald Trump yönetiminin arabuluculuk girişimiyle grev geçici olarak önlenmiş, ancak bu çabalar sonuç vermemişti.

İki tarafın da yasal olarak greve gitme ya da çalışanları kilitleme hakkına sahip olduğu süre, Cumartesi gece yarısı 00:01’de sona erecek. Beş sendika, sistemdeki çalışanların yaklaşık yarısını temsil ediyor ve bu hafta son tarih yaklaşırken uyarıda bulundu.

LIRR, hafta içi her gün yaklaşık 250 bin yolcuya hizmet veriyor. Sistemdeki çalışanlar son olarak 1994 yılında, yaklaşık iki gün süren bir greve gitmişti. 2014 yılında da grev tehdidi oluşmuş, ancak o dönemki New York Valisi Andrew Cuomo ile sendikalar arasında bir anlaşmaya varılmıştı.

Metropolitan Transportation Authority (MTA), LIRR ve diğer ulaşım sistemlerini denetleyen kurum, Cumartesi sabah ve akşam yoğun saatlerinde ücretsiz ancak sınırlı sayıda servis otobüsü sağlayacağını açıkladı. Bu otobüsler, LIRR istasyonlarından Queens bölgesindeki metro duraklarına hareket edecek.

New York Valisi Kathy Hochul, LIRR yolcularını mümkünse evden çalışmaya çağırmıştı. Ücretsiz otobüslerin esas olarak zorunlu çalışanlar ve uzaktan çalışamayanlar için hizmet vereceği belirtiliyor. Demokrat Parti üyesi olan Hochul, aylar önce sendikaların taleplerini eleştirerek, “yerel ekonominin istikrarsızlaşmasına neden olabilecek açgözlü talepler” olarak nitelendirmişti.

Ancak bu hafta görüşmelerde olumlu gelişmeler yaşandı. Aylar önce MTA, sendikalara diğer sistemlerdeki çalışanlarla aynı oranda üç yıllık dönemde %9,5 maaş artışı önerisinde bulunmuştu. Sendikalar ise dört yıllık dönemde yıllık %6,5’lik ek bir artış talep ederek toplamda %16’lık bir zam istemişti.

Çarşamba günü yapılan kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin ardından MTA’nın baş müzakerecisi Gary Dellaverson, kurumun sendikalara dördüncü yılda etkin olarak %4,5’lik bir artış önerisinde bulunduğunu açıkladı. Bu teklif, federal yetkililerin önerileriyle uyumlu olmakla birlikte, sendikaların istediği gibi maaş artışı yerine toplu ödeme şeklinde sunulacaktı.

Dellaverson, basın toplantısında, “İki taraf arasındaki farklar para cinsinden ifade edilebilir hale geldi. Artık konuyla ilgili karmaşık bir durum söz konusu değil” dedi.

Sendikaların sözcüsü Kevin Sexton, Çarşamba günü yaptığı açıklamada görüşmelerde “olumlu hareketlilik” olduğunu kabul ederken, anlaşmanın yakın olduğuna dair iddiaları “abartılı” olarak değerlendirdi. Sexton, “Yaşam maliyetinin artışını yansıtan bir anlaşmaya varmak istiyoruz. Bunun altında kalmak reel ücretlerde bir kesinti anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

MTA sözcüleri, Perşembe günü gönderilen e-postalara yanıt vermedi, ancak sendika yetkilileri iki tarafın görüşmeleri sürdüreceğini belirtti.