Oregon Temyiz Mahkemesi yargıçları Ramón Pagán, Robyn Aoyagi ve Jacqueline Kamins, Estens v. Wells davasında verdikleri kararda, annenin çocuğun Hawaii tatiline ilişkin yalan söylediğini ve çocuğu geç teslim ettiğini ortaya koyan tanık ifadelerine yer verdi. Annenin erkek arkadaşı, annenin uçuştan atılmadığını doğrularken, annenin çocuğun tıbbi randevularını da aksattığı belirlendi. Ayrıca, annenin çocuğun bir aktiviteye katılım sayısını abartarak babadan maddi destek almaya çalıştığına dair mesajlaşmalar da delil olarak sunuldu.
Davada, ilk derece mahkemesi annenin babaya yönelik iletişiminde ve tanık ifadelerinde 'gaslighting' olarak adlandırılan manipülatif davranışlar sergilediğini belirtti. Mahkeme, annenin sürekli olarak ifadelerini değiştirdiğini, doğruları çarpıttığını ve bu durumun çocuğun iyiliğine zarar verdiğini ifade etti. İlk derece mahkemesi, annenin güvenilir olmadığına hükmederek velayeti babaya verdi.
Annenin bu karara itiraz etmesi üzerine Oregon Temyiz Mahkemesi, 'gaslighting' olarak tanımlanan davranışların yasal anlamda 'istismar' olarak kabul edilemeyeceğine karar verdi. Mahkeme, Oregon eyalet yasalarında yer alan 'istismar' tanımının, bu tür manipülatif davranışları kapsamadığını vurguladı.
Yasal Çerçeve ve Önemi:
Oregon yasaları uyarınca, velayet kararlarında 'istismar' kavramı, ORS 107.137 ve ORS 107.705 maddelerinde tanımlanmaktadır. ORS 107.137(1)(d), mahkemelerin velayet kararlarında 'bir ebeveynin diğer ebeveyne yönelik istismarını' dikkate almasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, ORS 107.705'te tanımlanan 'istismar', fiziksel, cinsel, duygusal veya ekonomik istismarı kapsamaktadır. Mahkeme, 'gaslighting'in bu tanım kapsamında yer almadığını belirtti.
ORS 107.137(2), velayet kararlarında tek bir faktörün değil, tüm ilgili faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Eğer bir ebeveynin davranışları ORS 107.705 kapsamında 'istismar' olarak tanımlanırsa, bu durum çocuğun iyiliğine aykırı olduğu varsayımını doğurmaktadır. Ancak, 'gaslighting' gibi manipülatif davranışlar bu kapsamda değerlendirilmemektedir.
Oregon Temyiz Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, annenin velayet hakkını yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Mahkeme, 'gaslighting' olarak tanımlanan davranışların velayet kararlarında doğrudan istismar olarak kabul edilemeyeceğini ve tüm ilgili faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.