ABD Yüksek Mahkemesi’nin Louisiana v. Callais davasında verdiği karar, Siyah ve Latin kökenli seçmenlerin temsilini güvence altına alan federal yasal korumayı ortadan kaldırdı. Yargıç Samuel Alito’nun çoğunluk görüşünü kaleme aldığı kararda, Seçme Hakkı Yasası’nın (VRA) ırksal gerrymandering’e karşı koruma hükmü resmen devre dışı bırakıldı.

Kararın ardından, eyaletlerin siyasi partiler lehine seçim bölgelerini yeniden çizme serbestisi genişledi. Bu durum, özellikle ırksal olarak kutuplaşmış eyaletlerde, beyaz seçmenlerin çoğunlukta olduğu Cumhuriyetçi partinin, Demokratlara yakın duran azınlık gruplarının temsilini minimize edebileceği anlamına geliyor.

Kararın İki Temel Sonucu

  • 1982 Yasa Değişikliği Etkisiz Kaldı: 1982 yılında yapılan değişiklikle, Seçme Hakkı Yasası’na eklenen hüküm, ırksal ayrımcılık niyeti olmasa bile, ırksal temelde dezavantaj yaratan seçim haritalarının yasadışı sayılmasını öngörüyordu. Alito’nun kararıyla, bu hüküm uygulanamaz hale geldi.
  • Partizan Gerrymandering’in Önü Açıldı: Yüksek Mahkeme, partizan seçim haritalarının eyaletlere tanınan bir hak olduğunu vurgulayarak, ırksal korumaların önüne geçti. Bu, siyasi partilerin seçim bölgelerini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden çizmesine yasal zemin hazırladı.

Tarihi Kararın Arka Planı

Alito’nun görüşüne sadece Cumhuriyetçi yargıçlar katıldı. Karar, City of Mobile v. Bolden (1980) kararını yeniden canlandırdı. Bolden kararında, ırksal ayrımcılık iddialarında, eyaletin kasıtlı olarak ırkçı bir motivasyonla hareket ettiğinin kanıtlanması gerekiyordu. 1982 yılında yapılan değişiklikle bu gereklilik ortadan kaldırılmıştı. Alito ise, Callais kararında, 1982 değişikliğinin aslında uygulanmadığını iddia ederek, ırksal ayrımcılık iddialarını neredeyse imkansız hale getirdi.

"Callais kararı, Seçme Hakkı Yasası’nın ırksal gerrymandering’e karşı koruma hükmünü fiilen ortadan kaldırıyor. Eyaletler artık seçim bölgelerini siyasi avantaj için yeniden çizebilir ve azınlık gruplarının temsilini en aza indirebilir."

Gelecekte Neler Bekleniyor?

Uzmanlar, bu kararın ABD siyasetinde uzun vadeli etkileri olacağını belirtiyor. Özellikle Güney eyaletlerinde, Cumhuriyetçi partinin seçim bölgelerini yeniden çizerek Demokratlara karşı avantaj sağlaması bekleniyor. Bu durum, gelecek seçimlerde meclis ve kongre dengelerini köklü şekilde değiştirebilir.

Seçme Hakkı aktivistleri, kararın ırksal eşitliği zayıflatacağını ve seçim adaletini tehdit edeceğini savunuyor. Öte yandan, Cumhuriyetçi yetkililer, bu kararın eyaletlerin kendi seçim sistemlerini yönetme hakkını güçlendirdiğini savunuyor.

Kaynak: Vox