Amerikan Akciğer Birliği (ALA) tarafından yayımlanan 27. yıllık hava kalitesi raporuna göre, ABD’deki çocukların yüzde 46’sı, yani yaklaşık 33,5 milyon çocuk, en az bir hava kirliliği ölçümünde başarısız not almış bölgelerde yaşıyor. Bu oran, çocukların uzun vadeli sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Raporda, 7 milyon çocuğun ise tüm üç kirlilik ölçümünde başarısız olan bölgelerde yaşadığı belirtildi. ALA’nın Temiz Hava Politikası Kıdemli Direktörü Will Barrett, çocukların akciğerlerinin gelişim aşamasında olduğunu ve dışarıda daha fazla aktif olduklarını vurgulayarak, "Hava kirliliğine maruz kalmak, çocuklarda astım gibi solunum hastalıklarına, uzun vadeli akciğer hasarına ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde diğer sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi.
Kirlilikten En Çok Etkilenen Gruplar
Raporda, renkli toplulukların hava kirliliğine daha fazla maruz kaldığı ve kronik sağlık sorunları nedeniyle risk altında oldukları tespit edildi. ABD nüfusunun yüzde 42,1’ini oluşturan renkli topluluklar, en az bir kirlilik ölçümünde başarısız olan bölgelerin yüzde 54,2’sinde yaşıyor. Ayrıca, bir renkli bireyin, beyaz bir bireye kıyasla tüm üç kirlilik ölçümünde başarısız olan bir bölgede yaşama olasılığı 2,42 kat daha fazla.
Ozon Kirliliği En Yaygın Tehdit
Rapora göre, ozon kirliliği ABD nüfusunun yüzde 38’ini, yani yaklaşık 129,1 milyon kişiyi etkiliyor. Bu sayı, ALA’nın son altı yılda kaydettiği en yüksek rakam olup, bir önceki yıla göre 3,9 milyonluk bir artışı temsil ediyor. Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınları gibi faktörler, ozon kirliliğinin artmasına neden oluyor.
En yüksek ozon kirliliği seviyelerine sahip bölgeler arasında Kaliforniya’dan Teksas’a kadar uzanan Güneybatı eyaletleri ve Orta Batı’nın büyük bir kısmı bulunuyor. Kanada’daki 2023 yangınlarından kaynaklanan dumanlar, yüksek sıcaklıklar ve ozon oluşumunu destekleyen hava koşulları, bu bölgelerdeki kirliliği artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Çevre Politikalarındaki Gerileme Endişe Yaratıyor
Uzmanlar, Donald Trump yönetiminin hava kalitesi koruma politikalarını gevşetmesinin durumu daha da kötüleştireceği uyarısında bulunuyor. ALA’nın raporu, iklim değişikliği ve insan sağlığı arasındaki bağlantıyı bir kez daha gözler önüne seriyor.